Yaşamınızın Tahtı

Benliğim, yaşamımı taht üzerindeki bir kral gibi yönetiyor...

Dünyaca ünlü filozof Rene Descartes gerçekten var olduğunu ortaya koymak için şu aksiyomu vermiştir: "Düşünüyorum; o halde varım." Descartes şunu diyemezdi: "Ben var olduğumu hayal ediyorum."

Bir kişinin benliği, evrendeki en sağlam unsurlardan birisidir. Bizler, başkalarından ayrı olan varlıklarız. Bir bakıma bir tür adalarız. Hiç kimse sizin tam olarak duygularınızı hissedemez veya sizin düşüncelerinizi tam olarak düşünemez. Onlar yalnız size aittir.

İnsanlığımızın bu parçasının içinde ("benlik") Tanrı'ya en fazla vermemiz gereken önem yatmaktadır: irademiz. Bu parça gerçekten bizimdir ve biz olandır. Yaşamlarımızın bir kraliyet odası olduğunu düşünürsek, kendi küçük evrenimizin tahtında kendimiz otururuz. Benliğimizin dikkatini çeken bir şey olduğu zaman, hoşumuza gideni yaparız. Bu bizim seçimimizdir. Bu bizim evrenimiz olduğu için, tahta kendi benliğimiz kurulmuştur, seçimimiz budur.

Benliğimiz tahtın üzerinde otururken, evrenimizin bir başka yerinden bazı bilgiler gelir: "Sevgili kral, eğer sen o böreğin üçüncü parçasını yersen çok acı çekeceğin kulağıma geldi." Bu konuşan bizim vicdanımızdır, bizler ya bu bilgiyi görmezlikten geliriz ya da dikkate alırız. Kral olan benlik şöyle der: "Uzak dur benden ey aptal vicdan, yemekten sonra yürüyüşe çıkarım ve her şey yoluna girer."

Bu anlaşılması için önemli bir kavramdır; bizim Tanrı'yla olan ilişkimizin güzel bir yansımasıdır. Yaşamlarımızın belli bir noktasında vicdanımız bize Tanrı'yı ilgilendiren bir bilgi sunar. Bu bilgi şöyle bir şey olabilir:

"Sevgili kral, aldığım bilgileri hemen size iletmem gerektiğini düşündüm. Kendisine Tanrı diyen birisi evreninize giriş kapısı arıyor. Kendi ifadesine göre onun beğendiği herhangi bir yere gitmesi için özgürlüğü varmış ancak açıkça davet edilmedikçe Kendisi sizin evreninize gelmeyecekmiş. Eğer gelirse, sizin tahtınızda alacağınız kararlar üzerinde muhtemelen büyük bir etki yaratacağını iddia etmektedir. Gerçekten kralım bu sözlerimi bağışlayın ben sadece bir elçiyim. Tanrı, eğer sizin evreninize girerse, bu evrenin eskisinden çok daha iyi bir evren olacağını da iddia etmektedir. Tanrı, sizi çok seviyormuş ve sizin için en iyisini istiyormuş. Aldığım izlenime göre kralım, beni bağışlarsanız..O, sizden çok daha mükemmel bir kral gibi gözükmektedir. Bana söylediğine göre O'na, kendinizden daha fazla güvenebilirmişsiniz. Kralım kararınız nedir? Tanrı'ya evreninize girmesi için izin verecek misiniz?"


Hepimiz böyle bir şeyi yaşamadık mı? Tanrı, karar almamız için bize izin vermiştir. Kendisi bize bu kadar saygıyla yaklaşmaktadır. Tanrı bizim evrenimize hükmetmektedir ancak istilacı değildir. Benliğimizi darbe ile yok etmez. Kutsal Kitap'ta şöyle yazılmıştır:

İsa Mesih der ki: "İşte kapıda durmuş, kapıyı çalıyorum. Eğer biri sesimi işitir ve kapıyı açarsa, onun yanına gireceğim, ben onunla ve o da benimle, birlikte yemek yiyeceğiz." ( Vahiy 3:20 Vahiy 3:2020İşte kapıda durmuş, kapıyı çalıyorum. Biri sesimi işitir ve kapıyı açarsa, onun yanına gireceğim; ben onunla, o da benimle, birlikte yemek yiyeceğiz. Daha» )